Ruhumuzun Çiçekleri Açıyor

 

 

 

 

Günler uzamaya başlıyor. Doğa yavaş yavaş uykusundan uyanıyor. Tomurcuklar filizleniyor. Mis gibi çiçek kokusu bütün sokağı sarıyor. En sevdiğimiz meyveler pazarda yerlerini alıyor. Sabahın erken saatlerinde Mişa ile yürüyüşümüze kuş sesleri de eşlik ediyor. Yaşasınnn diye bağırıyorum, ilkbahar geldi. Antalya yazın ne kadar sıcak olursa olsun yine de tadı başka. Bahar demek yaz geliyor demek benim için. İnsanın içini anlamsız bir mutluluk kaplıyor. Ne oldu dese biri, cevap yok olması gerekmiyor zaten. Doğanın güzelliği karşında mutlu olmamak elde değil. Her zaman ne diyorum mutluluk bir seçimdir. Her sabah günün nasıl geçeceğini sen belirliyorsun. Canını sıkan şeyler de olsa mutlu olmak için sebep çok 🙂

Doğanın yenilenmesi ile birlikte bizler de yenilenmek istiyoruz. İster istemez değişim enerjisi bizi de içine alıyor. Çoğumuz bahar temizliğine başladık bile. Eviniz gibi ruhunuzu da tüm olumsuz duygulardan, düşüncelerden,  artık işe yaramayan olumsuz davranış kalıplarından, size iyi gelmeyen arkadaşlarınızdan ve iş ortamının negatif etkilerinden kendinizi arındırmalısınız. Enerjiler o kadar güçlü ki iç gerçekliğinize odaklandığınızda her şeyi çözeceksiniz.

Danışanlarımla çalışırken çift taraflı bir gelişim süreci yaşıyoruz. Sohbet bittikten sonra ya da o anda içimden bir ses Pelin söylediklerin üzerine sende düşün diyor. Farkındalık arttıkça önceden görmediğimiz noktaları fark ediyoruz. Kendimizi dinlediğimizde çözüm de bizde. Her seans beni bambaşka yerlere götürüyor. Bir süredir çalışmalarda yüksek benliğinizle konuşun diyorum ve bazı teknikler öneriyorum. Müthiş bir değişim, her şeyin aslında çok daha kolay olduğunu fark etme ve kocaman bir tebessüm 🙂

Kendinizi dinlemek için ihtiyacınız olan tek şey sakin ve keyif aldığınız bir ortam. Meditasyon birçok şekilde yapılabilir. Kimi insan oturur, kimi yatar, kimi yürüyüş esnasında, kimi sakin müzik eşliğinde, kimi tek başına sevdiği bir uğraşı yaparken (çiçek dikmek, resim yapmak, kutu boyamak gibi)… Amaç yüksek benliğinize kulak vermek, kim bilir bize neler söyleyecek? Önce yaptığınız işe odaklanın. Örneğin yürüyüşe çıktınız. Doğru ve düzenli nefes alın. Çevrenizde neler var bakın. An´ı yaşayın. Kendinizi rahatlattığınızda ise sorunuzu sorun. Örneğin şu an doğru yolda mıyım? Hayat amacımı gerçekleştirme yolunda neler yapabilirim? Sorunuzu sorduktan sonra bekleyin ve cevaplara kulak verin. Hemen cevaplar gelmeyebilir. Çevrenize iyi odaklanın. Bir kafede yan masada konuşan kişi ya da seyrettiğiniz filmdeki bir diyalog size uygun cevabı verebilir. Bazen şunu yapsam dediğiniz bir şey olur. O an midenize kramp girer ya da nefesiniz kesilir. Bu işaretler belki de yapmasanız iyi olur demektir. Kendinize odaklandıkça ve söylenenleri uyguladıkça yüksek benliğinizle iletişiminiz bir o kadar artacak.

Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanlardandır. 70 yıl kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır.
Kartalın yaşı 40`a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Kartal burada seçim yapmak zorundadır:

–        Ya ölümü seçecektir,

–        Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.

Çoğu insan kendinden kaçar. Yalnız kalmak hiç hoşlanmaz. Korktuğu şey aslında tam olarak istediği hayatı elde etmesi için onu yönlendirecek olan iç gerçekliğidir. O sizin en yakın dostunuz. Dostunuzla iyi geçinin 🙂

Share This: